Anonim Sinema
Halk Matinesi
Sign Up!
Login
Welcome to Anonim Sinema
Sunday, September 05 2010 @ 12:37 AM CDT

Televizyon: izleyenini de çalışanını da öldüren eğlence

General News

Televizyon: izleyenini de çalışanını da öldüren eğlence

Bir televizyon kanalında yayınlanmakta olan Son Bahar isimli dizi çalışanları, uzun ve yorucu çalışma sürelerinden ötürü geçirdikleri bir trafik kazasında yaşamlarını yitirdiler. Geçtiğimiz günlerde, sinema çalışanlarının Türkiye'deki sendikası Sine-Sen önünde biraraya gelen tv ve sinema set çalışanları, arkadaşlarının ölümlerine isyan etmede haklılardı. Ama çalıştıkları setlerde üretilen tv dizisi ya da sinema filmlerinin başka türden ölümlere de neden olduğunu dillendirmediler. Oysa dün kendi arkadaşlarının ölümlerine neden olduğunu düşündükleri aşırı kar hırsının kitlelerce normalleştirilmesinde ve talep edilir olmasında kitle iletişim araçlarının rolu son derece belirgindir. Hele de Türkiye gibi geri bıraktırılmış bir ülkede tv izlenme oranlarına bakmamıza bile gerek olmadan, halkın günün büyük çoğunluğunu bu "renkli" ekran karşısında geçirdiği bilinen ve yaşadığımız bir gerçektir. İlk özel tv kanalını da anayasayı bir kez daha delerek kuran Özal, seksende faşist bir darbeye yenilen bir toplumun batıya entegrasyonu adı altında kapitalizme bağlanmasını arzuluyordu. Nitekim, önce terete'nin yasaklı listesindeki sanatçıları göstererek kabul gören "sihirli kutu", çok geçmeden iş bitimlerinin bile yayın saatine göre değiştirildiği köle isaura gibi, yalan rüzgarı gibi dizilerle evlerin vazgeçilmeziydi artık. Kendi yalın ve monoton yaşamına "canlı"lık katan programlarla daha da benimsenen tv, geçim sıkıntısı içindeki kişiler için de umut kapısı olmaya başladı, ama yarıştırarak. Tıpkı kapitalist sistemdeki gibi yani. Kazananların ve kaybedenlerin olduğu bir ideolojiye artık kimse yabancı değildi. Bu durum yerli olsun yabancı olsun dizilere yerleştirilmiş altmetinlerle, küçük gibi görünen diyaloglarla hergün tekrarlandı, pekiştirildi. Sonrasında, kazanmak o kadar "meşru" ve "aleni" bir hal aldı ki, yatak odalarımıza varıncaya değin her anımızın kameralarca görüntülenmesi, muhafazakar bir toplum iddiasındaki bu ülkede bile tuhaf kaçmadı.
Özellikle yakın tarihlerde çekilen ve büyük izlenme oranlarıyla herkesi ekranları başına kilitleyen pek çok dizi, resmi görüşün açıkça yeniden sunulmasına hizmet ediyor. Hem gerçeği çarpıtan, hem de toplumdaki kimi ayrımları zorlayıp düşmanlık edebiyatıyla askerin sözcüsü olan bu diziler, izleyenlerin kendilerini dizi karakteri sanma ya da dizideki karakter gibi davranmaya varacak biçimde hipnotize ediyor. Kısaca, bu dizileri yoğun bir biçimde izleyenler kendileri olmaktan çıkıyor, dizi kahramanı olma tutkusuyla bir nevi kendi kişiliklerini öldürüyorlar.
Dün, setlerdeki çalışma koşullarının kötülüğünden söz ederek haklı taleplerini dillendiren set ve dizi çalışanları bunları bilmiyor olamaz. Kendi acılarına destek arayışlarının, kendilerinin de emek verdiği bu dizilerin beyinlerini hapsettiği boş bedenlerde yankı bulamayacağının farkında olmalılar. Belki bugün kendileri gibi üzülüyormuş görünenlerin "kısa bir reklam arası"ndan yanlarında olup olmayacağının garantisi ise elbetteki yok.
Karlı olmayan bir diziyi yayından alan televizyon kanalları ve onu elinde bulunduran egemen anlayış, hiç şüphe yok ki kendi setlerinde çalışanlarının haklarını da vermeyecek, çalışıp emek verdikleri tvlerin büyülü ve gösterişli dünyalarına bir haber değeri olarak bile almayacak.

 

13 ocak 2009

Trackback

Trackback URL for this entry: http://anonimsinema.net/hm/trackback.php?id=200911300027229

No trackback comments for this entry.

0 comments

The following comments are owned by whomever posted them. This site is not responsible for what they say.

Visit glFusion

 
 
 

Topics

My Account





Sign up as a New User
Lost your password?