Anonim Sinema
Halk Matinesi
Sign Up!
Login
Welcome to Anonim Sinema
Sunday, September 05 2010 @ 01:03 AM CDT

 Forum Index > General > YAZIMI SÜREN SENARYOLAR
 mülksüz
 |  Printable Version
By: aly (offline) on Friday, February 23 2007 @ 07:33 PM CST (Read 589 times)  
aly

Barış, uzandığı bankın üzerinden doğruldu. Aklar düşmüş kirli uzun saçları keçe gibiydi. Kızıl seyrek sakalı zayıf yüzünde emanet duruyordu adeta. Gözleri göz çukurlarında kaybolmuşçasına derinlerden bakıyorlardı. Yüzüne uyumlu ince bir burnu ve küçük çenesine biraz büyük gelen düzgün dudakları ile sevimli bir görünüşü vardı. Üzerine siyah rengi solmuş bir mont giymişti. Montun altında her mevsim giydiği asker yeşili tişörtü vardı. Paçaları epeyce kıvrılmış siyah ve kendisine bol gelen uzun pantolonu naylon bir iple bir kemerinden ötekine ince beline bağlamışı. Ayakkabıları kendi deyimiyle 'ayaklarını hala boşamamışlardı.' Yatacak yeri olmamasını dert etmiyordu kendisine. Yemeyi içmeyi dert etmediği gibi. Kendince güvende olduğunu düşündüğü her yer onun eviydi. Kimi zaman bir park yeri ve bank, kimi zaman bir inşaatta kalıp tahtaları, kimi zaman boş bir bodrum katında birkaç karton parçasıydı evi ve yatağı.

Yine bir bank yatağı olmuştu nemli gecede. Gecenin nemli olduğunu elbiselerine yağan çiğden anladı. Ceplerini yokladı. Montuna iyice sarınarak bir sigara yaktı. Birkaç yudum çektikten sonra yerinden doğruldu ve ayağa kalkıp ağır adımlarla kaldırımda yürümeye başladı. Sabahın çok erken bir vaktiydi. Gündüzleri oldukça yoğun trafiği olan bu caddede bir kedi telaşlanmadan karşıya geçerken durağın yanı başındaki iki it burunlarını ön patilerinin içine sokarak uyukluyorlardı. O da karşı kaldırıma geçti küçük adımlarla. Ara sokağa döndü yüzünü ve her sabah olduğu gibi fırının yolunu tuttu. Fırıncılar Barış'ın her sabah fırına uğramasına alışkınlardı. Bir ekmeğini verirlerdi. O da ekmeğini aldıktan sonra biraz ısınır kahvaltısını yapmak için zeytin, peynir, domates ne gerekiyorsa bulmak için çevreyi turlamaya koyulurdu. Herkes fırıncılar gibi değildi. Bedavaya bir zeytin tanesini vermek şöyle dursun teklifi dahi onların canından can alıyordu. Zaten Barış da ekmek dışındaki bir çok ihtiyacını kendi usulüne göre karşılıyordu. Yani araklıyordu. Hırsız değildi dilenci değildi. Geriye ne kaldı deli değil asalak hiç değildi. O böyle yaşamayı daha doğru buluyordu sadece bu kadar. Çalışmayı severdi aslında. Kendisine çalışmayı hoş görürdü. Kursağından bir lokma geçmesinin başkasına köle olmaktan veya o başkasının işini yapıyor olmasının semeresi olmasından büyük bir ar duyuyordu. Neden karnını doyurmak, sıcak bir yerde yatmak, temiz/yeni giyinmek için başkasına çalışmak zorunda olsundu. Yeryüzündeki bütün canlılar başka bir canlıya ihtiyaç duymadan pekala yaşayıp gidiyorlardı. Yeryüzü bütün canlıların ortak mirasıydı. Ama şimdi öyle bir durum yaşanıyor ki özellikle ve sadece insanlar çok farklı ve de bağımlıydılar bir başka insanın varlığına.


hiçbirþey
Forum Newbie
Newbie

Status: offline

Registered: 02/24/07
Posts: 3

Profile Email    
   
By: aly (offline) on Sunday, February 25 2007 @ 09:08 AM CST  
aly

Bütün insanlık tarihinin günahlarını omuzlarında hissediyordu. Çünkü ataları medeni olmak adına attıkları her adımda kendi bedenlerini sarmalayan esaretliğin sarmaşığını daha da güçlendirmiş ve bugüne gelindiğinde nefes dahi almalarını engeller duruma gelmelerine neden olmuşlardı. Bir insan dağ başında veya bir toprak parçasında da insanlığın yükseldiği kültürel mirasla daha mürevveh olamaz mıydı. ınsanlık demirden zırhlar ve silahlar eşliğinde gelişmek yerine insanın yüreğindeki kardeşlikten ve sevgiden bu günlere kadar gelemez miydi. Anlaşılan o ki gelemezmiş. Çünkü olan belli. O da demirin hükümdarlığı ve bu nesnenin altında ezilmiş koca bir insanlık.
I
_ "günaydın barbar!" dedi mahallenin yaşlı ukalası. Barış hep ukala derdi içinden bu ihtiyara. Ama bu ihtiyar dahil herkese medeni demek gibi bir prensip edinmişti.
_ "günaydın medeni" dedi.
_ "sabah sabah yine sefere çıktın anlaşılan. Rasgele..." Ukala ihtiyarın sesinde yine bir ukalalık sezdi Barış
_ "eyvallah... yapıyoruz işte bir şeyler! vaiz mi caiz mi?" dedi ve kahvaltısını yapmak için sabah güneşini daha iyi alabilen bir yer bulmaya koyuldu.


hiçbirþey
Forum Newbie
Newbie

Status: offline

Registered: 02/24/07
Posts: 3

Profile Email    
   
By: keremito (offline) on Sunday, March 11 2007 @ 06:30 AM CDT  
keremito

sarı renkli bir bank; üzerinde barış ve simsiyah bir kedi var.. iki arkadaş hem güneşleniyor, hem kahvaltı ediyorlar..hiç bir ses duyulmuyor..


Forum Newbie
Newbie

Status: offline

Registered: 02/27/07
Posts: 3

Profile Email    
   
By: keremito (offline) on Sunday, March 11 2007 @ 06:56 AM CDT  
keremito

barış ve kedi bankın üzerinde güneşleniyorlar..kahvaltıları bitmiş..hemen hemen aynı anda geriniyorlar..barış yüzünü güneşe doğru kaldırıyor, gözlerini kapatıyor..bir kaç saniye sonra rüzgar sesi duyuyoruz, ve rüzgarın sürüklediği bir şehirlearası otobüs biletinin barış'ın üstüne konduğunu görüyoruz..barış bileti alıp kısa bir süre baktıktan sonra onu rüzgara geri veriyor..rüzgar sesi kesiliyor..güneşlenmeye devam ediyorlar, ama barış'ın gözleri açık. barış'ın düşüncelerini duyuyoruz; "niye gitmiyorsun oglum?..atla otobuse git artvin'e..toprak orda..orda beni bekliyor, onu ekmemi bekliyor.."


Forum Newbie
Newbie

Status: offline

Registered: 02/27/07
Posts: 3

Profile Email    
   



 All times are CDT. The time is now 01:03 AM.
Normal Topic Normal Topic
Locked Topic Locked Topic
Sticky Topic Sticky Topic
New Post New Post
Sticky Topic W/ New Post Sticky Topic W/ New Post
Locked Topic W/ New Post Locked Topic W/ New Post
View Anonymous Posts 
Able to Post 
HTML Allowed 
Censored Content 

Visit glFusion

 
 
 

Topics

My Account





Sign up as a New User
Lost your password?