
HerkesİçinSinema
HİS
MANİFESTOSUDUR (*)
I.
Sinemacılar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde filme çekmişlerdir, oysa önemli
olan onu değiştirmektir.
II.
Önceki ve sonraki maddelerin aksine, bu madde yazıldığı ve okunduğu anda
bitmiştir. Hala yaşanıyor ise, -kayıt edilsin veya edilmesin- herkes film
çekiyor olmalıdır.
III.
Sinema amaç değil hedeftir. Nihai hedef, yaşamın sinemaya dönüştürülmesi,
sinemacıların yok edilmesi ve herkesin sinema yapabilmesidir.
--------------------------------------------------------------------------------
---------------
(*) İş bu manifestonun orijinali buğulu bir ayna üstünde yazılı idi.
Manifestonun kaydından sonra buğu yok oldu ve geriye sadece �ayna� kaldı..!
Merhaba,
2001 yılı Bahar'ında yazılan HerkesİçinSinema, HİS manifestosu, ve daha sonra
yazılan
veya alıntılanan diğer yazılar, zamanında büyük bir yığılmaya neden olduğu için
dar bir
çevrede tutulmuştu.
Herşeyin dibe vurduğu günümüzde ona bir kez daha ihtiyaç var. Bu yüzden artık
herkese gönderiebilir. Herkes tarafından herkese forward'lanabilir.
Ekte üç dosya var. Herkes kendisi bilir. Yazılar delete edilebilir veya
indirilip arşivlenebilir.
Soruları olanların sorularını kendilerine veya başa dönerek manifetoyu bir kez
daha
okumaları rica olunur.
Arkası gelecek...
Sevgilerimizle...
Not: yukarıda merhaba ile başlayan yazı Hüseyin Kuzu'ya aittir. Attachment
olarak yollanan yazıları metin haline getirip (sanırım yahoogroupslar
attachmentları kabul etmiyor artık) yolluyorum. Hüseyin Kuzu'nun mail adresi:
hsynkuzu@...
His Yazıları - 02
Nisan 2004
�MOTOR� ve �STOP�un ARASISANATÇI OLARAK SİNEMACININ DURUMU ÜSTÜNE BİR SİNOPSİS
Teorik olarak;
kapitalist üretim ilişkileri içinde,
Bir üretim nesnesi olarak �Sinema�,
Yapım Öncesi, Çekim ve Yapım Sonrası aşamalarında,
alanlarında (kısmen) uzman yaratıcı ve emekçilerin,
aralarında (kısmi) bir işbölümü yaparak,
taslak olarak ürettikleri yaşantının zaman/uzam parçalarını,
çekim sırasında, �motor� ve �stop� komutları arasında,
senkronize ederek kayıt altına aldıkları,
bir sanat olarak tanımlanabilir.
Bilindiği gibi �Sinema�, kapitalizmin emperyalizm çağında doğdu. Kapitalizm
hemen başlangıçta, sinemanın sermayedarı oldu ve onu geniş halk kitleleri için
piyasaya sürdü. Başlangıcından bugüne, sinemanın kapitalist toplumdaki
trajedisi, onun kapitalist üretim ilişkileriyle kurduğu organik bağlar olmuştur.
Üstelik kapitalizm, sinemanın sırtından para kazanmak için, o kadar acele etti
ki sinemadan önceki diğer kadim sanatları dahi sıraya koymaya zahmet etmedi ve
onları toplu sayıp, sinemaya da �7.Sanat� adını verdi...!
Dolayısıyla, kapitalist üretim ilişkileri içinde üretilen bir filmin;
bütün süreçleri (yani Yapım Öncesi, Set ve Yapım Sonrası üretim ilişkileri)
değişim değerleri ilişkileri ortamıdır.
Bu yüzden her set aslında, Yapımcı�nın kendisine bir artı değer yaratmak için
kurduğu bir üretim bandıdır.
Bu bantta her Yapımcı;
ücretli yaratıcıları ve emekçileri sette çalıştıran bir sermayedardır.
Yapımcının kurduğu her set, önü ve arkasıyla, artı değerin sömürüldüğü bir
zaman/uzam�dır.
Bu bantta her Set,
bir anlamda kapitalist üretim ilişkilerin kol gezdiği ve sinemayı iğdiş eden bir
çalışma ortamıdır.
Sonuçta;
Kapitalist üretim ilişkileri içinde film yapımına katılan herkes ücretli
emekçidir.
Sanat, tarih içinde hep bir sonuç olmuştur. Eski toplumların büyüleyen
sanatçıları her zaman toplumsallığın en ayrıcalıklı nimetlerinden sonuna kadar
yararlanmışlardır. Ama kapitalist toplumda sanatçı ve içinde yaşadığı sanat
ortamı eskisinden çok daha fazla sömürüye ve sömürmeye açıktır. Bu yüzden
sinema, diğer sanatlara göre çok daha fazla kapitalist üretim ilişkilerinin
kavramlarıyla konuşur ve kendisini tanımlar. Oscar gecelerine çıkan herkes bu
yüzden cümlesine �Bizim gösteri dünyamız...� diye başlar.
Geçmiş toplumlara göre, kapitalist toplumda sanat ve sanatçının tahtı daha da
yukarıya kaldırılmış, herkese de sanatın bir ayrıcalık ve yetenek işi olduğu
öğretilmiştir. Oysa bu koca bir yalandır. Çünkü kimse anasının karnından sanatçı
olarak doğmaz.
Sinemayı �bir üretim nesnesi olarak� tanımlamak bize bu süreçten bazı
kapitalist üretim ilişkilerini de ayıklamaya yardımcı olacaktır. Bu yüzden
yukarıda yaptığımız tanımı bir kez daha okumanın yararı var.
Teorik olarak;
kapitalist üretim ilişkileri içinde,
Bir üretim nesnesi olarak �Sinema�,
Yapım Öncesi, Çekim ve Yapım Sonrası aşamalarında,
alanlarında uzman yaratıcı ve emekçilerin,
aralarında bir işbölümü yaparak,
taslak olarak ürettikleri yaşantının zaman/uzam parçalarını,
çekim sırasında, �motor� ve �stop� komutları arasında,
senkronize ederek kayıt altına aldıkları,
bir sanat olarak tanımlanabilir.
Şöyle bir hatırlayalım. Her film setinde, her çekim öncesi bir sessizlik olur.
Bu kamera önünde ve arkasında işini bitirmiş herkesin, yönetmeninin �motor�
demesini beklediği andır. O an herkes, bitirip getirdikleri ve sette kamera
önüne koydukları yaratıcı emeklerini senkron etmek için dikkat kesilmiştir.
Yönetmenin �motor� demesi ile herkes yaratılan zaman/uzam parçasına kendi
katkısını büyük bir dikkatle izler. Çekim yine yönetmenin �stop� sesiyle biter.
Burada aslolan tekil üretimlerin �senkronize� edilmesidir. Bu senkronizasyonun
yoğunluğu aslında yapım öncesi başlar. Birbirleriyle çalışan ve giderek artan
yaratıcılar arasında giderek artan yoğunluk, �motor� ve �stop� sesleri arasında
en yüksek seviyeye ulaşır. Çekim sonrası ise birbirleriyle çalışanların sayısı
ve yoğunluk giderek düşer ve biter. Kopyaların basımıyla artık film gösterime
hazırdır.
�Zaman� ve �Uzay� sinemanın temel kavramlarıdır. Sinemacılar bir anlamda bu iki
kavramı �zaman/uzam�, veya �bir toplumsal formasyonun yaşantı parçaları olarak�
yeniden yaratıp kurgularlar.
Sinema madem ki budur, bu üretimin sermaye ile de hiçbir ilişkisi yoktur.
Sermaye sadece bu üretim sürecini kendi egemenliği altına alarak ve bu süreci
bir artı-değer üretmek için kullanmaktadır.
Sinemacıların kendi tarihlerini kendilerinin yapması gerekir. �Fakat bu keyfi
olarak kendilerince seçilmiş koşullar içinde değil, doğrudan doğruya geçmişten
devir alınan, verili koşullar içinde başlar.� (E.Balibar)
Sinemanın kurtuluşu ancak ve ancak onu yapan �bireylerin ve onların toplumsal
ilişkilerinin maddi varlığında bulunan koşulların devrimindedir...� Sinemaya
adım atmak bu dönüşü olmayan noktayı kabul etmek demektir.
Sinemacılar, �dünyanın düzenini, �fikirler� in önceliğinde, temsil (yorumlama,
bakış) veya öznelliği birleştiren bir (İdealist) eylem felsefesi içinde
olabilirler. Onlar için dünya, uyumu, �anlamı� araştırılan ve bu yolla da ister
kendisinden istensin ya da istenmesin bir düzen empoze edilen bir seyir
nesnesidir. Bu yüzden onların felsefesi seyir nesnesi bu dünyanın düzenini,
�temsil�e, onları yaratan ya da �kuran� bir öznenin faaliyetine yansıtmaktır.�
(E.Balibar)
Bir film başlayınca dünyanın görüntüleri ve kültürü eylem halindedir. O halde
sinemacılar yaptıklarının nesnesine uymalı, bir film çekiminde olduğu gibi,
eylem içinde ve �şimdiki zamanda �davranıyor� olmak zorundadır. Sinemacılar bunu
herkesten çok iyi bilirler. Çünkü her şey aynen �motor� ve �stop�un arasındaki
gibidir. Ne kadar önceden tasarlanmış olsa da aslolan pratikteki kayıttır. Bu
ister film olsun ister yaşam, fark etmez...
--- Okunan bu satır bu yazının sonudur ---
--- Geçmiş Yazılar İndeksi---
01. His Manifestosu; 02. �Motor� ve �Stop�un Arası (2.versiyon)
�Sinemaya Layık Olduğu Ehemmiyeti Vermeliyiz�
His Yazıları � 03 Nisan
2004
SANATÇI ÜSTÜNE..!
"İnsanı insan olarak, dünyayla olan ilişkilerini de insani ilişkiler olarak
kabul ederseniz, sevgiyi yalnız sevgiyle, güveni yalnız güvenle, vb. değiş tokuş
edebilirsiniz. Sanatın tadına varmak istiyorsanız, sanat kültürü almış biri
olmalısınız; başkalarını etkilemek istiyorsanız, gerçekten başkalarını
canlandıran ve yüreklendiren biri olmalısınız. İnsanla - ve doğayla
-ilişkilerinizin her biri gerçek bireysel yaşantınızın belirli bir şekilde
dışavurumu olmalı, iradenizin nesnesine uymalıdır. Karşılığında sevgi
uyandırmadan seviyorsanız, yani sevgi olarak sevginiz karşılıklı sevgi
yaratmıyorsa, seven bir kişi olarak dışavurumunuzla kendinizi sevilen bir kişi
yapamıyorsanız, sevginiz güçsüzdür, bir talihsizliktir."
Karl Marx
--- Okunan bu satır bu yazının sonudur ---
--- Geçmiş Yazılar İndeksi ---
01. His Manifestosu; 02. �Motor� ve �Stop�un Arası (2.versiyon); 03. Sanatçı
Üstüne
�Sinemaya Layık Olduğu Ehemmiyeti Vermeliyiz�