Her ºey dahil, sinema hariç!

Her ºey dahil, sinema hariç!
Kıyı boyunca uzanan oteller turizm beldelerinde
alıºılmıº ºeyler. Asıl alıºılmadık olan 10
katlı, 15 katlı binalar. Bir büyük ºehirde doğal
karºılanabilecek ve hatta alçak sayılan bu kat yüksekliğine sahip
binaları Kuºadası�nda sıklıkla görebilirsiniz.
Bu yöreye turizm amaçlı konaklamaya, büyük kentlerden insanların
geldiği düºünülürse zaten bu kiºilerin bu çok katlı binalara
yabancı olmadığı ve hatta bunlardan bunaldıkları
için soluğu tatil yerlerinde aldıkları bile düºünülebilir.
Ve üç tarafı denizlerle çevrili olduğunu her fırsatta
tekrarladığımız bu �kısrak baºında� her nedense
denizlere ulaºmak öyle sanıldığı gibi kolay değildir.
Beton duvarlar, tel örgüler karºılar sizi, eğer bir ºekilde otellerin
arasından bir daracık yol bulabildiyseniz. Ki, bu durumda bile
ºanslısınızdır, çünkü pek çok yerden denize ulaºmak mümkün
değildir. O zaman yüzmek isteyenler konakladıkları otellerinin
havuzlarını �tercih etmek� durumundadırlar.
Yatak kapasitelerinin tam dolu olmaması nedeniyle turizmcilerin
geliºtirdiği �her ºey dahil� uygulaması ise ilk baºta amacına
ulaºır gibi görünse de uzun vadedeki faydaları tartıºılmaya
değer. Çünkü yerli olsun yabancı olsun turistin oteldeki tüm
harcamalarını fiyata dahil etmek, içki içmek için bile olsa bir baºka
yere gitmemesine yol açmaktadır. Dahası extra�dan yol parası
ödememek için o yöredeki ören yerlerine dahi gitmek istememektedir, ben
tanığım.
O zaman bugünün faydalı bir uygulaması görünen ºey, orta vadede bir
kabusa dönüºecektir. Bu, gün gibi ortadadır. Biraz daha fazla kazanmak
uğruna turistin önünü kesmek, yine çok bilinen tabirle altın
yumurtlayan tavuktan olmak demekten baºka bir ºey değildir.
Yani velhasıl, bir turizm cenneti olan ülkemizde, ºirin bir tatil beldesi
olan Kuºadası�nda turizmin fotografını böyle çektim ben. Kadraja
girmeyenler de olmadı değil. Onları baºka bir pozda verebilirim.
ªimdi asıl konuya geçelim.
Böyle bir yerde, Kuºadası�nda gerçekleºtirilen film festivalinde de denizi
göremedik, otelimizden çıkmadık, her ºey dahildi ama sinema
bulamadık!
Çünkü bu festival organizasyonu belki tüm iyi niyetini kullanmıºtı ama
bunlar çok katlı binalardı, denize giden yolları dikenle
çevreleyen engellerdi, denize ulaºmak varken havuzda oyalanmamızı
öneren metr de hotellerdi.
Oysa turistler deniz için Kuºadası�ndalar, oysa ben sinema için
Kuºadası�ndayım.
Oysa ben sinema için hayattayım.
Sinema, öncelikli olarak yerel yönetimlerin derdi olmaktan çıkıp
gerçek sinemacıların derdi haline geldiğinde sinema
olacaktır. Yükselen bir ilgi alanının rantını paylaºma
derdinde olanlar bir iki yıl bu iºi sürdürürler. Belki de uzun yıllar.
Ama benim Türkiye Sinemasına iliºkin derdim var. Festival olsun ya da
olmasın.
Türkiye Sineması önündeki engelleri aºabilecek ataleti, devinimi ne
yazık ki gösterememektedir. Kazık çakılmıº bir biçimde
olduğu yerde beklemektedir. Oysa sinema bir serüvendir, yolculuktur. Yola
çıkma zamanı çoktan geldi, geçiyor.
Bugün eline kalem alan, ağzı laf yapan insanlar Yılmaz Güney der,
dururlar. Baylar, bayanlar, Yılmaz Güney tabusunu, mitini aºın
artık. O, döneminin devrimci sinemasını yaptı. Bugün de
devrimci sinemaya ihtiyaç vardır. Ama onun gibi olmaya çalıºmak, onu
taklit etmek hem çirkin, hem yanlıºtır. Bugün 20 yıl öncesindeki
gibi yaºamıyoruz. Emin olun, Yılmaz�da yaºasaydı sineması
daha baºka olurdu. Kendini aºardı.
Yapma, uydurma, gerçekçi olmayan sıfatlar, tanımlamalarla kendilerini
bir yere koyanlar, bir gün gerçek sinemanın altında kalıp
ezileceklerdir. Bugünün lafazanları, ödül toplayıcıları,
festival götürücülerine diyeceği bir ºeyleri olmayanların
durumları da farklı olmayacaktır.
Kısa film festivalinde kısa film panelinin iptal edilmesine suskun
kalan bir kiºi sinemacı olabilir mi? İptal eden zaten olamaz!
Sinema susmak değildir. Susturmak hiç değil. Sinema
bağırmaktır.
Sinemanın bir takım hastalıklı zihniyetlere teslim
edilmesinden doğacak arızaların telafisi mümkün olamayabilir.
Yurdum insanı BBG kültürünü sinemada da görmeye
alıºtırılabilir. ªarlatanlar sanatçı diye
alkıºlanmıº olabilir.
Böyle bir durumda birinci vazifen: Sinema yap. Onlar ne derse desin, onlar ne
yaparsa yapsın, sen sinema yap. Kendi sinemanı bul, sineman kendi
izleyicisini bulur. İzleyici de dert değil. Sineman seni bulur.
Tue Jul 9, 2002



































