KISA FILM NASIL CEKILMEZ

Öncelikli olarak aklımıza bir fikir gelir, gelmezse de
halkımız ne ister diye düşünüp ona göre bir konu
bulunur, buna ilişkin bir senaryo çalışması girişimi
olur. Senaryoda kendi bunalımlarımızı da yansıtırız.
Öyle yabancı memleketlerdeki gibi 35 mm falan değil,
bulabildiğimiz digital ya da hi8 bir kamera temin
ederiz. Çekim 7,4 şiddetinde titreyen bir tripod ile
başlar. Sonra deneyimli oyuncular kısa filmi bir aşağı
derecede gördükleri için bunu eş, dost, hısım
akrabadan ikna edebildiğimiz kişilere rica minnet
oynatırız. (Onların istediği gibi) Bunların yol ve
yiyecek paralarını da cepten öderiz. Diyelim çekimleri
tamamladık, bunun kurgusu için üç beş kişinin kapısını
yoklarız, eh, birisini ikna edebilirsek kurguya,
montaja başlarız. Burada o kişinin de dediği yapılır,
çünkü ona da gebeyizdir. Bu arada filmin sesleri çok
kötüdür, çünkü iyi bir mikrofonumuz yoktur. Gürültülü
sesli, kayık görüntülü, beş para etmez öykülerle dolu
filmimizi kendi cebimizden paralar vererek adını bile
duymadığımız yerlerde yapılan yurtdışındaki
festivallere göndeririz. Buralarda ödüller de
alabiliriz. Yurt içinde de üç beş kişiyi tanıyorsak
tanıtımını sağlar, bedava servis sağlayıcılardan
aldığımız bir adrese yine bir arkadaşın el atmasıyla
filmimizi yükleriz. Kendimize yönetmen deriz. Çekilmez
bir filme sahibizdir artık. Geçmiş olsun.
(Peki bir film nasıl çekilir hale getirilir, bunu da
anlatacağım, ama az sonra)
iskele_şaryo_alabanda
Wed Apr 24, 2002



































